August 23rd, 2010

www.maviinsanlar.com

Çekimlerini Bozburun’da gerçekleştirdiğimiz Maviinsanlar programının tanıtım videosu.

Trailer of our TV program coming soon.

Sualtı Dünyası Dergisinin son sayısında yayınlanan Mombasa Makalesine burda yer vermek istiyorum. Umarım begenirsiniz! Aşağıda derginin pdf formatında linki bulunmakta.

http://www.sualtidunyasi.com.tr/default.aspx

MOMBASA

(Kenya, safari ile birlikte anılır. Biraz daha derin bilgiye sahip olanlarımız, Masai Mara, Kilimanjaro, Tsavo, Amboseli, Victoria Gölü, Nairobi gibi yerleri anımsayacaktır. Ben bunların arasına Mombasa’yı ilave etmenizi rica diyorum.

Neden mi ? Anlatayım;

Bir nehirin ikiye ayırdığı Mombasa şehir merkezinin hemen kuzeyinde ve güneyinde alabildiğince devam eden bembeyaz, ince kumlu  ve palmiye ağaçlarıyla kaplı sahiller bulunur. Kuzeyde Nyali ve Bamburi plajları, güneyde ise Diani plajı yüzlerce tatil köyü ile kaplanmış olsa da Mombasa ve yakın çevresi, enfes tropik ormanların yanısıra olağanüstü güzellikte mercan resiflerine de ev sahipliği yapar. Mombasa’nın çoğunluğu müslüman olan insanlarının yakın tarihe kadar Araplar ve İngilizler’de dahil olmak üzere çeşitli ulus tarafından köle edilmelerine rağmen bu kadar güler yüzlü ve cana yakın olması insanı şaşırtır. Yüzyıllarca Oman Şeyhleri tarafından idare edilen Mombasa’da arap etkisi açıkça hissedilir. Köle ticaretinin başkentlerinden biri olarak tarihte yereden bu şehir birçok kez el değiştirmesi nedeniyle Swahili dilinde Kisiwa Cha Mvita (Savaş Adası) olarak anılmaktadır.

Kenya’nın 500 km boyunca uzanan Doğu Afrika sahili kısmında başlıca dalış bölgeleri, kuzeyde Lamu ve Malindi, güneyde ise Mombasa çevresinde yer almaktadır. Mombasa çevresinde dalışlar genellikle bir tatil köyü içerisine kurulmuş dalış merkezlerinden yapılır. Hızlı sürat tekneleriyle yarım saat ve 1 saat gibi zamanda ulaşılabilen dalış noktaları canlı çeşitliliği ile sizi şaşırtabilir. Resifler kıyıya oldukça yakında olduğu için gününüzün tamamını almayacak şekilde 2 dalış yapıp tatil köyünüzün rahat kollarına ve plajda sizi bekleyen şezlongunuza dönebilirsiniz. Tabi bazılarınızın tatil köyü alerjisi olduğunu bildiğim için, mangrove ağaçlarıyla çevrili size ait bir mükemmel bir plaja ve ağaçların arasında gizlenmiş bungalowlarla kaplı bir ada veya sahibi deli bir Kite surf hocası olan Ricardo ve tatlı eşinin kurduğu inanılmaz güzel, ufak ve sıcak bir ortama sahip, Kite surfçü mekanını da önerebilirim. Eğer tatil köylerinden birinde kalıyorsanız alabildiğince uzanan sahilde her gün ve gece sahnelenen bir tiyatroyla karşılaşabilirsiniz. Nasıl mı? Masai savaşçısı kılığında dolaşan Mombasa gençleri, develer, yerel giysi satıcıları, sahile adım attğınız an sizinle yürüyen genç erkek ve kızlar, ahşap hediyelik eşya satıcıları, sizi yelkenli gezisine davet eden katamaran dhow (ahşap yelkenli) sahipleri, meyva satıcıları, antreman yapan rasta saçlı akrobatlar. Eğer bununla eğlenmesini bilirseniz bu sahil çok eğlenceli olabilir.

Mombasa plajlarında kalanlar için tavsiyem H.M.S Hilday ve M.F.V. Fungo batıklarına dalmaları. Kuzey Mombasa’da 1945 yılında batan H.M.S Hilday gemisi ilginç bir dalış noktası. 22 metrede kum üzerinde sağ tarafına yatay şekilde yatan bu batığın kendisi çok enteresan olmasada etrafında ve çevresinde barındırdığı balık çeşitliliği ve nadir türlerden ötürü bu bölgenin en güzel dalış noktalarından biri. Batığın üzerinde en küçük boydan en irisine kadar görebileceğiniz akya ve Travelly Jack (Travelly akyası) sürüleri batığı görmenizi engelleyecek kadar yoğun. Batığın sakinleri arasında devasa boyutlara ulaşabilen Malabar orfozları ve Mavi noktalı orfozlarda mevcut. Batığın altıda ilginç bir şekilde üstü kadar yoğun, yine ufak akya ve snapper sürüleri dikkat şaşırtabilir. WAA batığıda denilen bu geminin en güzel noktalarından biride arka kısımdaki deliğe girdiğiniz zaman ve ters dönüp fenerinizi tavana ve duvarlara tuttuğunuz zaman ortaya çıkıyor. Batığın bu kadar sene sualtında kalmasının bir avantajı olarak, metali tamamen kaplamış algler, süngerler, mercanlar ve midyelerin arasında bugüne kadar gördüğüm en kalabalık aslan balığı ailesi yaşamakta. Dalıştan sonra bu balıkların akşam üzerleri delikten dışarı çıkarak görülmeye değer bir gösteri sergilediklerini öğreniyorum. M.F.V Fungo 2002 senesinde Kilindini Limanı’nda karaya çıkıp daha sonraları iki dalış merkezinin çabalarıyla yapay resif oluşturması için Güney Mombasa’da Diani Plajındaki Kaskazi noktasında batırılan bir gemi. Bu gemi kum üzerinde sol tarafına dogru yaslanmış vaziyette 26 metre derinlikte zeminde yatan ve etrafında oldukça fazla canlı barındıran bir batık. Batığın üzerinde sürekli bir balık trafiği var. Akyalar, melek ve kelebek balıkları, iri snapperlar ve rengarenk orfozlar batıkta heryerde. Geminin iç bölümlerinden dışarıya doğru çıkarken görülen bigeye snapper sürüleri ve uzaktan rengarenk bir nokta bulutu şeklinde göze çarpan çeşitli farklı türlerdeki anthias, damselfish, wrasse balıkları batığa can veriyor. Batığın üzerinde kabarcıkları içerisinde dans eden kalabalık Teira Batfish (Yarasabalığı) sürüsüde dalış teknesine yükselirken geçireceğiniz zamanı güzelleştirmekte. İkinci dalışta bizi götürdükleri mercan resifleri ise manta ve anemon karidesleri, aslan ve akrep balıkları, mürenler, rengarenk deniz tavşanları ve daha birçok resif canlısıyla nereye bakıcağınızı şaşırtırtacak kadar hareketli.

Güney Mombasa’da kalmaya tercih edenler için Chale adası’nda kalmalarını şiddetle öneririm. Ada, size ait mükemmel bir plaj ve az sayıda lüks bungalowlarıyla, heryerde rastlanmayan Colombus maymunları, sürüngenleri ve nadir kuş türleriyle cenneten bir köşe. Buradaki dalış merkezide gerek sürat teknesi, ekipmanları ve dalıcı azlığı gibi faktörlerden ötürü süper lüks ve eğer kendi başınıza sakin olmak istiyorsanız ideal. Dalış noktaları ise Mombasa’ya göre daha renkli ve mercanlar daha sağlıklı. Mercan resifleri arasında gezinirken enfes longin bannerfish ve queen anglefish gibi balıklara, frogfish, scorpion fish, lionfish ve crocodilefish gibi kaya balıklarına, yellowback fusulier akya ve snapper sürüleri görmeniz olası. Makro fotoğraf çekicekler içinde deniz tavşanları, karidesler, proselen yengeçleri, inanılmaz güzel desenlere sahip ufak mürenler gibi fazlaca canlı bulunmakta. Chale Adası etrafında Ocak-Şubat ayları arasında şansınız varsa balina köpekbalıklarını görmek mümkün olabilir!

Mombasa’nın en güzel dalış noktaları ise güneyde köle ticaretinin aktif olduğu dönemlerde köleleri gemilere yüklemeden önce beklettikleri mağaralarıyla ünlenen Shimonia (Swahili dilinde çukur veya mağara) kasabası civarında bulunmakta. Zamanında kaçakçılar tarafından da gizlenme yeri olarak kullanılan bu mağaraları besleyen yeraltı sularının 160 km içerde yeralan Kilimanjaro Dağı’ndan geldiği sanılmaktadır. Bu kasabanın yaklaşık 4 ila 8 km güneyinde ise Doğu Afrika’nın en renkli ve canlı çeşitliliği yüksek mercan resiflerinden bazılarını barındırmaktadır. Kisite ve Wasini Adası Deniz Parkları Mombasa şehrinin 80 km güneyinde olup, 28 km karelik bir alana yayılmıştır. Kenya’nın bu ulusal koruma alanları Mombasa gibi büyük bir şehrin yakınında bulunmasına rağmen, 1978 yılından beri koruma altında olması nedeniyle hemen hemen hiç bozulmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Parkın en önemli özellikleği içerisinde barındırdığı rengarenk mercan resifleri ve bur resiflerin etrafında yaşayan 250’den fazla yerleşik balık türüne ev sahipliği yapıyor olmasıdır. Afrika’nın en kompleks sualtı ekosistemlerinden biri olan bu koruma alanlarında 45 tür mercan tespit edilmiştir. Rengarenk melek, anemon, anthias, kaya balıkları, papağan balığı, balon balıkları ve orfoz gibi resif balıklarının yanısıra, büyük sürüler halinde snapper, akya, bonito, barakuda, mackarel balıkları, kaplumbağa, vatoz balıkları, yunuslar ve köpekbalıkları resiflerin üzerinde gezinirken sıklıkla görülebilir. Bu balık ve mercan çeşitliliği arasında dikkatli baktığınız zaman bir delikten öbür deliğe hızlan ilerleyen Snapping manta shrimp (Manta Karidesi), rengrarenk dikenli deniz yıldızları, anemonların arasında gizlenen anemon karidesi, beyaz üzerine kırmızı noktalı desenli ve ilginç yelpazeleriyle suda asılı olan planktonları toplayan porselen anemon yengeci, iri dişler, devasa büyüklüklükte beyaz üzerine siyah puntolu uzunca bedene sahip leopar müreni ve kayaların altında çeşitli irilikte binlerce yavru balıktan oluşan oldukça zehirli siyah beyaz çizgili P. lineatus (Kedi balığı), kuma gizlenen ve gerçekten timsaha benzeyen timsah balığı ve mavi noktalı vatoz gibi ilginç türleri de görme fırsatı yakalayabilirsiniz. Dalışlara geleneksel ahşap ve yelkenli kayıklar olan DHOW tekneleriyle gidilmesi gerçekten dalış öncesi ve sonrasını da özel kılan unsurlardan biridir. Yelkenli açıldığı zaman eskiden bir zamanlar Akdeniz’de de kullanılmış olan DHOW teknelerine has çapraz yelkenliye dikkat edin. Ocak, Şubat ayları arasında bu bölgede kambur balinalara rastlayabilirsiniz. Unutmadan dalış sonrası teknenin sizi yemek için getirdiği adada Kenyalı bayanların geleneksel kıyafetler ve şarkılarla sunduğu balık, kalamar, karides, yengeçten oluşan nefis ziyafette dillere destan!

MERT

Tempo Travel dergisi Haziran ayında yayınlanan LET LET’in öyküsünü burada yayınlamak istiyorum.

Let8

Son aslan ve fildişi avcısı, Poacher  LET LET

Mara Nehrinin mendereslerini, içerisindeki hipopotam ve timsahları, geniş düzlüklere yayılmış Masai Mara vahşi yaşamını küçücük uçağımızın camından izlerken daha önceki Kenya seyahatlerimde Afrikanın en ilginç kabilelerinden biri olan eski geleneklerini devam ettiren Masailerle karşılaşıp zaman geçiremediğimi düşünüp üzüldüm. Uçak inince beni Daniel adında İngilizce bilen bir Masai genci karşıladı. Rehberim Daniel’n sorularım üzerine Let Let’ten bahsetmesi buraya gelmeden önce programladığım vahşi yaşam çekimlerini kafamdan bir çırpıda silip attı. Yakında ve yolumuzun üzerinde olduğunu öğrenince bu avcı adam için sakıncası yoksa onu ziyaret etmek istediğimi söyledim.

Let1Let3Let7

Doğu Afrika’nın en büyük vahşi yaşam parklarından biri Serengeti ve Masai Mara vahşi yaşam alanları. Masai Mara, Serengeti Doğal Parkının devamı, Serengeti Tanzanya sınırları içerisinde, Masai Mara ise Kenya sınırları içerisinde yer almakta. Masai Mara Serengeti’nin yaklaşık olarak 14 te biri. Tabi bu yüzyılın başında var olmayan  bu sınırları ve bu ülkeleri pekte kafasına takmadan yaşayan oldukça büyük bir vahşi hayvan topluluğu bulunmakta. Her yıl Masai Mara’da yoğun olarak yağışların yaşandığı Nisan ve Mayıs aylarından itibaren yeşeren geniş çayırlarda otlanmak için göç eden sayıları 1.500.000 ila 2.000.000 olduğu sanılan Wildebeast ve Zebra’nın Serengeti’den Masa Mara düzlüklerine büyük göçü yaşanmakta. Göç eden av hayvanlarını yakın takibe alan aslan, çita, leopar, sırtlan, çakal vs. gibi karnivorlarda her sene bu göçe katılmaktadırlar. Belkide dünyadaki en büyük canlı hareketlerinden biri olan bu canlı selini yakından izleyen tek canlılar büyük kediler ve arkadaşları değil elbette. Serengeti ve  Masai Mara düzlükleri isimlerini Masai Mara milli parkına vermiş olan çeşitli Masai Kabilelerinin’de anavatını ve günümüzde de Masailerin eski yaşam tarzlarının bozulmadan devam ettiği yegane yaşam alanları. Benim bu yazıyı sizlere aktarmama neden olan adam ise Let Let 47 yaşında bir Masai, ve bir poacher (yasa dışı hayvan avcısı).

Let Let magaradaLet let ateslet let ve ates3

Let Let, Masailerin genel fiziksel özelliklerini taşıyan ince, uzun boylu bir adam. Büyük Serengeti düzlüğünün doğusunda yer alan Tanzanya’nın Tarengire Doğal Parkı sınırlarında bulunan Masai Kabilelerinden birinde doğmuş. Kabilesi, Masailerin kuzenlerinden olan …..Masaileri. …..Masaileri av hayvanlarını geleneksel yöntemlerle avlanarak beslenen(hunter gatherer) Afrika’da sayıları oldukça sınırlı, geçtikçede daha da azalmakta olan bir topluluk. Onunla ilk karşılaşmamızda Masailere özgü giyinme biçimi olan kırmızılara bürümüştü. Kollarında kabilenin kadınları tarafından yapılmış erkelere özgü rengarenk boncuklardan oluşan bilezikler vardı. Kulaklarında ise çeşitli süsler, Masai takıları vardı ve kulakları bu kabiledeki diğer bireyler gibi delik ve çeşitli ağırlıklar vasıtasıyla uzatılmış şekildeydi. Bir elinde mızrağı ve diğer elinde yayı ve omuzunda asılı bulunan okuyla bizi hayatının 15 senesini geçirdiği kayalığa götürmek için bekliyordu. Yaşına rağmen, dinç görünümlüydü. Vücudu diğer Masailerde olduğu gibi, gözlemleyen kişiyi il bakışta etkileyen  bir yapıdaydı, daha önce ne kadar çok Masai yerlisi görsemde dikkatimi birkez daha çekti ve beni bu konuda yine düşündürdü; bu insanların vücut şekilleri beslenme alışkanlıklarındanmı yoksa asırlar boyu böylesine vahşi ortamda hayvanları avlayarak geçirdikleri uzun süreler sırasında gelişen bir genetik özellik mi sorusu kafamda bir kez daha canlandı.

Let let ates2let let ve machetelet ve mızrak

Let Let ilk olarak bize 15 sene gözlemlediği manzarayı gösterdi. Bu alan bir tepenin sırtında aşağıdaki vadiye hakim, hayvanları tespit etmek, hareketlerini gözlemlemek ve KWS askerlerini görebileceği bir noktada bulunan, kayalık bir sırttı. Benim Let Let ile anlaşabilmemi sağlayacak olan Masai rehberim Daniel (Bu yabancıların kendisini daha rahat tanıyabilmesi için kullandığı isim, Masai ismi………) daha önce bana Let Let ile ilgili bazı ufak bilgiler vermişti. Tepede Let Let’in yıllarca gözlemlediği manzaraya bakarken kaya üzerinde bir Rock Hyrax ailesi ile karşılaştık. Anne baba ve iki yavru çılgınlar gibi kayalık üzerinde bir oraya bir buraya koşuşturmaktaydı. Tedirginliklerinin bizden kaynaklandığını zannettim ama teleşları çok anormal göründü, Let Let’in ve vadinin fotograflarnı cekerken Let Let asagıdaki kayalığa bakmamızı istediğini söyledi. Baktığımızda Hyraxların tedirginliğinin nedenini anladık, Hemen 1-2 metre altlarında oldukça parlak yeşilin çeşitli tonlarında büyük bir yılan durmaktaydı. Kaya hyraxları ise bir oraya bir buraya koşmaya ve korkulu bakışlarla yılana bakmaktaydılar. Daniel bunun bir tüküren kobra olduğunu söyledi. Lensi değiştirdiğim sırada yılanın yandaki çatlaktan içeri süzüldüğünü gördük. Bir süre beklememize rağmen yılan dışarı çıkmadı ama ben bu zavallı yavruların pekte şansı olmadığı ve günün sonunda bu yılanın karnını doyuracağı hissine kapılarak oradan uzaklaştım.

DSC_6263Let letin zehirli okuDSC_6246

Kayalığın altına Let Let’in yaşam alanına geldiğimizde Daniel’e filleri nasıl avladığını sormasını istedim. Let Let filleri, omuzunda asılı olan yay ve ok ile vurduklarını söyledi. Oklarda kullandıkları zehiri Mara’da yetişen bir ağacın köklerinden ediniyorlar, bu zehir hayvanı saatler içerisinde öldürüyor. Çok güçlü bir zehir olan bu madde, hayvanın 24 saat içerisinde çürümesine yol açıyor ve fildişini almak için geldiklerinde zehrin çürümeyi hızlandıran yapısı nedeniyle, herhangi bir kesici alete gerek kalmadan fildişlerini filden rahatlıkla çıkartabiliyorlar. Toplanan fildişleri ise patronların talimatı ile geceleyin, bulunduğumuz yerden görülebilen tepelerin arkasında yer alan Tanzanya’daki buluşma noktasına getiriliyor.  Daniel Güney Afrika’nın fildişi ticaretinin merkezi olduğunu belirtiyor, kendi ülkelerinde bu suç, ama yasadışı avcılıkla başka ülklerden elde edilen fildişlerini oldukça pahalı fiyatlara dünyanın çeşitli yerlerine gönderiyorlar. Kazandıkları paralarla ise giyecek, uyuşturucu ve çoğunlukla sığır alıyorlar.

Let Let daha sonra bize normalde yiyecek amaçlı olarak kullandığı okları ve fil avlamak için kullandıkları okları gösterdi. Fil için kullanılan ok başı biraz daha uzun olmakla birlikte ok başı ve zebra tendonundan yapılan sap kısmı arasında kalan metal bölgede oldukça geniş bir bölgenin bu zehir ile kaplanmış olduğunu gördük. Oka doğru uzandığımda Let Let uyardı beni,

Zehir halen aktif ve dokunursam etki edebilir.

Ona bu zamana kadar kaç fil öldürdüğünü sordum, sayısız miktarda dedi ama şu anda bu öldürdüğüm hayvanlar için üzülüyorum şimdi olsa öldürmezdim diyede ekledi hemen. Ona oku ne kadar uzağa atabiliyorsun ve bir hayvanı ne kadar uzaktan vurabilirsin diye sorduğumda, 100metre ileride karşıdaki ufak nehiri gösterdi, oraya kadar etkili bir şekilde atış yapabildiğini ve hayvanı vurabildiğini söyledi, Daniel’da oldukça isabetli atışlar yaptığını anlattı. Beslenme amacıyla avladıkları impala gibi av hayvanlarını daha sonraları yemek için hemen yandaki samanlarda asarak kurutuyorlar, bu hayvanların kokusunun predatorleri çekmemesi için ise kamplarının etrafına kullandıkları zehirden yayıyorlar ve buda tehlikeli hayvanları  kamplarından uzak tutmaya yarıyordu.

Let6let ve mızrak3letlet ates

Fildişi avcılığına 2003 senesine kadar Tanzanya’daki kabilesinden 7 Masai’yle devam etmişler, 15 sene boyunca aynı noktadan hareket ederek sayısız fil, Afrika buffalosu ve gergedan avlamışlar. Let Let ve arkadaşlarına  birgün KWS (Kenya vahşi yaşamı koruma servisi) operasyon düzenlemiş ve 5 arkadaşını aynı gün içerisinde öldürmüşler, kendisi ve arkadaşı ise kaçıp gizlenmiş. KWS poacherların 5 kişi olduklarını düşünüp geri dönmüş, ikisinin hayatlarıda kurtulmuş böylelikle. Let Let ve arkadaşı o günden beri fil avlamıyorlar. Let Let’in arkadaşı şimdi Tanzanya’da kabilesinde yaşıyor, bazen Let Let onuda gördüğünü ve eski zamanlardan konuştuklarını anlattı.

Let Let’e aileni özlemiyor musun neden böyle tehlikeli bir yaşamı seçtin diye sordum? O ise, ailemi arada sırada görmeye gidiyorum nadir olarakta onlar beni görmeye geliyor diye cevap verdi.

Peki neden buralara kadar gelmişler sorusu aklıma takılıyor, bunun cevabını Daniel’ın açıklamalarında buluyorum; Serengeti oldukça büyük bir park ve hayvana rastlayabilmek ihtimali burada daha yoğun, buraya göç eden hayvanlarla beraber geliyorlar, diğer köyler ve hükümet tarafından yapılan asimilasyon çabaları var, onları okullara gitmeye batılı hayat tarzını kabul etmeye, hayvan avlamalarını bırakmaya zorluyorlar. Let Let ise hayvan avlamaya devam edip, yaşayışlarını, geleneklerini devam ettirebilmek için buralara kadar gelmiş.

Günün ilk saatlerinde Let Let ve Daniel ile Safari turuna çıkıyoruz ve sohbetimiz devam ediyor;

letlet arabadafilsiyah yeleli aslan

Let Let vahşi hayvanlarla pek çok sefer tehlikeler atlatmış. bir keresinde bir Afrika buffalosu tarafından boynuzlandığını ve ölümden döndüğünden bahsediyor, bu sırada benim geldiğim ülkenin nasıl bir yer olduğunu ve neye benzediğini soruyor ve bana sorduğu soruları cevaplarken bana ısındığını hissediyorum. Ona, ingilizlerin ve diğerlerinin istediği gibi değişmelerinin, okullara gitmelerinin ve batılı yaşama adapte olmaktansa yüzyıllardır yaşadıkları gibi kalmaları gerektiğini söylediğimde, ilk defa gözlerimin içine bakıyor, ifademi süzüyor, konuşduklarımda samimi olup olmadığımı tarttıktan sonra, gözleriyle ve başıyla benimle aynı şekildeğini düşündüğünü belirten bir onay veriyor. Ve ekliyorum kimsenin size ne yapacağınızı söylemeye hakkı yok, Let Let, bencede diyor.

Fillerin intikam alıp almadığını, zekaları doğrultusunda hareketler yapıp yapmadıklarını sorduğumda, fillerin çok tehlikeli olabildiklerini söyülüyor eğer niyetinizi hissederlerse avcıyı param parça edebileceklerini anlatıyor. Let Let fillerin o kadarda zeki olmadığını, buffalo ve gergedanın daha tehlikeli olduğunu, eğer fillere rüzgarın ters yönünden (downwind) yaklaşırlarsa onları hissetmediklerini ve oklarını atabilecek mesafeye kadar yaklaşabildiklerini anlatıyor. Ama buffalolar çok tehlikeliymiş bu 1 tonluk canlıların ne yaptıklarını kestirmek hemen hemen imkansızmış.

letlet arabada1letlet arabada2

Fildişi avcılığı Kenya sınırları içerisinde yasak, ülke Safari turizminden oldukça büyük miktarda para kazanıyor ve ülke ekonomisinin büyük bölümü bu paraya endeksli, Masailere bile Kenya’da hayvan avlama izni yok, bu konuda oldukça ciddiler, vahşi hayvan öldürmenin çok büyük cezası var. Tanzanya’da ise avcılık yasak değil ve cezası yok, Kenya hem vahşi yaşamı korumaları ve Afrikadaki İngiliz sömürgelerinin merkezi olmaları nedeniyle Tanzanya’dan daha çok turist alıyor.

Let Let ile yaptığımız yolculuk sırasında oldukça nadir görülen ve postu nedeniyle çayırlarda iyi kamufle olabilen Civic Kedisine rastlıyoruz. Civic kedisi, büyüklük olarak ev kedisi ile çita arasında bir boyutta çitalara benzer bir postu olan bir vahşi kedi türü. Bizi görü görmez çöküyor ve inanılmaz bir şekilde görünmez oluyor. Ancak yanına yaklaşınca görebiliyoruz. Çayırda zarif bir şekilde ilerlerken etrafı kokluyor ve bir anda ev kedisi gibi bir şeyin üzerine atılıyor, Ayağa kalktığında ağzında bir yılan olduğunu görüyoruz. Yılanı yaklaşık 15 sn içerisinde bitirip yeniden başka avlar arar bir halde bizden uzaklaşıyor.

civic cat1civic catcivic cat3

Sohbetimizin ilerlemesiyle beraber saygımın gitgide arttığı bu adama arabanın içerisinde göz atıyorum, irili ufaklı rengarenk Masai takıları ve geleneksel giysisinin altında vücudundaki yaralar gözüme çarpıyor, Masai’lere özgü genç erkeklerin cesaretlerini kanıtlamak için gerçekleştirdiği ve uzun zamanlardan beri yasak olan aslan avlama törenine katılıp katılmadığını sorduğumda, kendi jenerasyonunda çok güçlü siyah yeleli bir aslanı hedef seçip zorlu bir ava katıldığını anlatıyor. 50 kişilermiş, 4 erli guruplara ayrılmışlar, gurup içerisindekileri kendilerine en yakın olan, güvendikleri, aslanın karşısında kaçmayacak dostlarından seçerlermiş. Masai gençleri aslanın karşısına geldiklerinde, hayvanın dört tarafını çevreliyorlar, aslana kendilerini göstermeleri ve adil bir dövüş sağlamaları bir kural. Aslanlar korkuyu seziyor ve onun için geldiklerini biliyorlar, cüratkar Masailere saldırmak dışında, korkusunu gösteren kişinin tarafından uzaklaşıp kaçabiliyorlar bazen. Aslan saldırıya geçtiği zaman kalkanı tutan kolu, yanlarında getirdikleri giysilerle iyice sarıyorlar, böylece aslan dişlerini geçirince, açıkta olan diğer eldeki mızrağı aslanın vücuduna saplıyorlar. Diğer Masailerde mızraklarını aslana saplıyorlar ve hayvan bir süre sonra açılan yaralardan ötürü ölüyor. Ancak bazen işler yolunda gitmiyor, aslanın ısırığı sonucu genellikle kol kırılıyor, bazı Masailerde aslan tarafından öldürülebiliyorlar. Aslan insana saldırırken genellikle pençelerini kullanmayıp ısırma eylemini gerçekleştiriyor, pençelerini, daha güçlü ve büyük hayvanları indirmek için kullandığını anlatıyor Let Let.

Aslana mızrağı ilk olarak Let Let saplamış. Aslana mızrağı ilk saplayan ve üldüren kişi Masailer arasında çok büyük saygı görür. İleride kabilenin şefi olacak Masai, aslanı avlayandır. Avlanan aslanın postuda bu kişinin hakkı olur. Aslanın postunu üzerine giymiş olan Let Let ve diğer arkadaşları kahraman gibi köylerine girmişler. Geceleyin onlar için tören yapılmış. Törende daha önceleri sevdiği ama ona ilgi göstermeyen kız gelip onu öpmüş. Bu kız günümüzde onun karısı, Let Let’e seni öptüğünde neler hissetiğini sorduğumda, utanarak çok sevindim diyor ve gülüşmeye başlıyoruz.

daniel ve letletDSC_6272

Masailer köylerinin etrafında keçiler, koyunlar ve sığırlar yetiştirirler. Besledikleri koyunlar ve keçilerden birçok ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Ancak sığırlar onların için farklıdır, sığırları aslan avlamadan dönen genç erkekler için gerçekleştirilen şölenler gibi, çok önemli seromoniler dışında kesmezler. Bu seromonilerde sığırın boynuna yakın mesafeden bir ok saplayıp kanını kabile üyelerine sunarlar. Masailer, dünyadaki tüm sığırların kendileri için tanrı tarafından gönderildiğine inanıyorlar. Kendilerinin sığırları dışında bir çiftlikte sığıra rastlarlarsa onu alıp gidebilirler. Siz istediğiniz kadar dar silahlı olun, tehdit edin sizden çekinmez sığırların onların hakkı olduğu inanışları doğrultusunda o sığırı her ne pahasına olursa olsun alırlar. Gerçektende onu gözlemlediğimde, Let Let ne zaman bir sığır görse defalarca o yöne bakıp bakıp duruyor. Ona benim geldiğim ülkede Mara’dakinin 10 katı sığır var, ne düşünüyorsun diye sorduğumda, Let Let’in cevabı oldukça şaşırtıcı;

O zaman yakında o sığırları gelip oradan almak için ufak bir gurup kuracağım.

October 1st, 2009

Trial

chettah cubDSC_8240DSC_3658